Lilith’in TCK ile imtihanı

Lohusalık Sendromu ve Türk Ceza Kanunu’ndaki Yeri Modern bilimin kadın deneyimini küçümseyen ve araştırmaya layık görmeyen tutumu, kadınların bin yıllardır deneyimledikleri gerçeklerin dile getirilmemesine, dile getirildiklerinde de münferit örneklermiş gibi değerlendirilmesine yol açıyor. Birçok kültürde dişil bir şeytanın/cinin yeni doğum yapmış kadın ve çocuğuna musallat olduğuna dair süregelen bir anlatı var. Örneğin Sümer kültüründe bu…

“Sömürgecilikten arınmış bir feminist perspektif, her şeyden önce, kadınların bedenleriyle ilişkilendirilen cinsiyetçi pratiklerin küresel olarak nasıl birbirine bağlandığını araştırmalıdır. Örneğin kadın sünneti, zayıflığı güzellik ideali olarak dayatan bir kültürün doğrudan sonucu olan ve yaşamı tehdit eden yeme bozuklukları ya da yine yaşamı tehdit eden herhangi bir estetik ameliyatla ilişkilendirilmelidir. Böylece, bu pratiklerin altındaki cinsiyetçiliğin ve…

6B4T – Güney Kore ve Çin’den feminist bir parola

Çin’in popüler sosyal medya platformu Douban’da 6B4T’yi savunan feminist grupların hesaplarının engellenmesinin ardından bu kısaltma, en çok merak edilen başlıklar arasına girdi. Ne anlama geliyor? İlk olarak Güney Kore’de başlayan 6B4T, kadınların ataerkil toplumdan, erkek egemen alanlardan uzaklaşması ve kadınların güçlenmesi için başlatılan bir hareket olarak tanımlanabilir. Buradaki 6B, ‘sekse, evliliğe, hamileliğe, romantik ilişkilere, kadın…

Radfem paniği: Ahlaki tiksintinin paravanı olarak kapsayıcılık

MARINA S. | Benim için, güvenli alanlarda dışarıda bırakma ve kapsama ile ilgili önemli nokta, kimin dahil edildiği veya kimin dışarıda bırakıldığı değil; feministler olarak kendimizi rıza ilkesinden yükümlü tutmamız. Bu, şu anlama geliyor, bir grup kadın bizi herhangi bir gerekçeyle dışarıda bırakmak istese bile, bize bu gerekçeler ne kadar gayri meşru gelse de, feministler olarak ilk görevimiz onların sınırlarına saygı duymak ve bu sınırları ihlal etmemek ya da ihlal edilmelerine sebep olmamaktır.

Bu Bir Kadın Yürüyüşü Değildir

Bu seneki feminist gece yürüyüşünde, daha önce hiç görmediğimiz kadar çok erkek vardı. Eskiden yolun kenarından fotoğraf çeken erkek gazeteciler de dahil olmak üzere, Meral Akşener maskesi takmış adamlardan “Kadına kalkan eller kırılsın” diye slogan atanlara pek çok erkek alandaydı.

Bırakınız metin yesinler: Postmodernizmin gerçek siyaseti

KARLA MANTILLA | Klasik bir ataerkil tersine çevirmeyle de postmodernistler, radikal feministleri özcü olmakla, yani toplumsal cinsiyetin ve diğer niteliklerin biyolojik olduğuna inanmakla suçluyor. Bu, radikal feministlerin başından beri söylediklerinin (toplumsal cinsiyet tamamen toplumsal olarak inşa edilmişse, bambaşka ve daha eşitlikçi bir şekilde de inşa edilebilir) tam tersidir.  Radikal feministler, bunun üstlenilmesi ne kadar zor bir proje olduğu konusundaki anlayışlarıyla bu konuda postmodernistlerden ayrılır.

Feminizm, Sanat ve Annem Sylvia

ANDREA DWORKIN Aşağıdaki metni sermelix‘in izniyle vesvese’de paylaşıyoruz. Bloğunda Türkçeye daha önce çevrilmemiş kimi kadın yazarlara ait eserlerin, ağırlıklı olarak şiirlerin çevirilerini okuyabilirsiniz. Bu konuşma, 16 Nisan 1974’te Smith College, Northampton, Massachusetts’te sunulmuştur. Bugün burada olmaktan çok mutluyum. Burada olmak sıradan bir şey değil benim için. Başka bir sürü yerde olabilirdim. Annem benim için böylesini…

Güney Kore Kadın Hareketi ‘Çiçek değil, kıvılcımız’

JEN IZAAKSON ve TAE KYUNG KIM | Güney Kore’de büyüyen feminist hareketin haberleri Batı medyasına ulaştı ama bu radikal isyanın kökenlerine değinilmedi. Batı’da ana akım haberler, çoğu zaman Güney Kore feminizminin bizim Batı’da kaydettiğimiz ilerlemelere benzeyen yönlerini ele alıyor ve Koreli kadınların kendi özgün başarılarını göz ardı ederek hareketin en radikal özelliklerini görünmezleştiriyor.

Eşitliği erotize edebilir miyiz?

Cinsel arzunun politikası üzerine | MEAGAN TYLER | Seks doğal bir eylem değildir. Biyolojik determinizmin yeniden yükselişte olduğu bir kültürel iklimde bu iddiayı dillendirmek radikal gibi görünüyor…

“Dünyayı Kim Öldürdü?”: Ekofeminizm ve Dünyayı Yeşertmek

AYGÜN ŞEN – “Ekofeminizmin temel savı kadın ve doğanın aynı sömürünün kurbanı olduğu, akıl ve medeniyetin alanından dışlanarak daha alt bir seviyede konumlandırıldığı böylelikle tahakküm altına alınmalarının, metalaştırılmalarının normalleştirildiğidir.”