Güney Kore Kadın Hareketi ‘Çiçek değil, kıvılcımız’

JEN IZAAKSON ve TAE KYUNG KIM

Jen Izaakson, bir araştırma bursu kazandıktan sonra, Cambridge Üniversitesi çalışma grubunun parçası olarak radikal feminist hareketin yükselişini belgelemek için, geçen sonbaharda Güney Kore’yi ziyaret ederek 40’ın üzerinde eylemci kadınla görüşme gerçekleştirdi. Bu makaleyi geçtiğimiz sene Berlin’de eğitimine devam eden Koreli bir radikal feminist olan Tae Kyung Kim ile birlikte yazdı.

Güney Kore’de büyüyen feminist hareketin haberleri Batı medyasına ulaştı ama bu radikal isyanın kökenlerine değinilmedi. Batı’da ana akım haberler, çoğu zaman Güney Kore feminizminin bizim Batı’da kaydettiğimiz ilerlemelere benzeyen yönlerini ele alıyor ve Koreli kadınların kendi özgün başarılarını göz ardı ederek hareketin en radikal özelliklerini görünmezleştiriyor. Eylül’de, Güney Kore radikal feminist hareketten 40’tan fazla kadınla akademik bir araştırmanın parçası olarak görüşme gerçekleştirdim. Bu görüşmelerde ulaştığım bulguların sonuçları bu makalede özetlendi. Yerimizin darlığı sebebiyle, birçok bilgiye burada yer veremesek de hareketin nasıl ortaya çıktığını en iyi anlatan bilgileri aktarmaya gayret gösterdik: Güney Kore’de radikal feminizmin tarihsel bağlamı ve hangi taktik, strateji ve siyasi oluşumlardan meydana geldiği.

Kadınları ve hareketi politikleştiren ve radikalleştiren şey erkek şiddeti

 

2016’da, meşum “Gangnam cinayeti” kadınların büyük tepkisine neden oldu. Kim Sung-min adlı 34 yaşında bir adam, bir karaoke barında cinsiyetsiz bir tuvalette 23 yaşında bir kadını (kimliği konusunda yayın yasağı var) bıçaklayarak öldürdü. Kim Sung-min adlı adam, bir kadın gelip girmeden önce tuvalette sayısız erkeğin girip çıkmasını bekledi. Mahkemede, “Yaptım çünkü kadınlar beni hep görmezden geliyordu,” dedi. Bu gerekçelendirme, acımasız cinayetler işleyen diğer “incel’lerin” (involuntary celibate/istemsiz bekar) yaptığı açıklamaya çok benziyor ama Güney Kore örneğinde, resmi makamlar, Kim Sung-min’in kendi verdiği ifadeye rağmen, bu cinayetteki kadın düşmanlığını açıkça inkar ettiler.
Bu cinayete tepki olarak kadınlar sokaklara taştı ve protesto gösterisi düzenlemek için Gangnam istasyonunun önünde, Seocho-dong’u çevreleyen alanı doldurdu. Bu kadınların birçoğu o zaman kendisine feminist demiyordu ama cinayetin niteliği ve kadın düşmanı motivasyonu onları politikleştirdi.

2018’e gelindiğinde, “molka” (kadınların tuvalet ve soyunma odalarında ya da ulu orta yerde eteklerinin altından gizli kamera ile görüntülerinin kaydedilmesi) Kore’de yaygın bir sorun haline gelmişti. Görüşmecilerim, bana bunun kısmen, Koreli erkeklerin sokakta kadınları doğrudan cinsel taciz edecek cesareti bulamamasından kaynaklandığını söyledi. Bu yüzden kadınlara cinsel erişim girişimleri daha “sinsi” biçimler alıyordu. Güney Kore’de bu tür bir röntgenciliğe karşı yasalar olsa da, polis bu yasaları çok nadir uyguluyor. Genç bir kadın öğrencinin sanat okulunda çıplak bir erkek modelin fotoğrafını çektiği için ceza alması, bardağı taşıran son damla oldu. Görüştüğüm kadınlara göre, bu model sınıftan dışarı sürekli çıplak çıkıyormuş ve bu yüzden öğrenciler adamın cinsel organını görmek zorunda kalıyormuş. En sonunda bir kadın öğrenci, adamın sınıfta çıplak fotoğrafını çekmiş ve davranışını protesto etmek için internette paylaşmış. Gözaltına alınmış, mahkemeye çıkarılmış, hapse atılmış ve cinsel organını ulu orta gösterdiği fotoğrafların kendisine “psikolojik zarar verdiğini” söyleyen adamdan özür dilemek zorunda bırakılmış. Kadın başta 18.000 Euro’ya denk bir para cezası almış ama teşhirci mahkemede kadının hapse tıkılması gerektiğinde ısrar edince, 10 ay hapis cezası almış.

 

Erkeklerin gizli kameraları neredeyse mutlak bir dokunulmazlık ve cezasızlıkla kullanması karşısında, bu olay bir molka protestoları dalgasına sebep oldu. Çoğunlukla genç yüz binlerce kadın, teşhirciliğe karşı yasaların erkeklere uygulanmayıp kadınlara uygulanmasına duydukları öfkeyle bir araya geldi. Bugüne kadar gizli kameralara yönelik protestolara 360.000 kadın katıldı. Bu gösteriler, son derece ayrıntılı planlanmış yürüyüşlerden oluşuyor. Bu yürüyüşlerde, bildirilere basılmış siyasi sloganlar kitleye dağıtılıyor ve hep birlikte ajitatif sloganlar atılıyor, konuşmalar kitle tarafından satır satır tekrarlanıyor ve en sonunda da savaş narası gibi olabildiğince yüksek ses çıkarılıyor. Bazı yürüyüşlerde, kadınlar kürsüye çıkıp saçlarını kısa kestiriyor ya da makyaj malzemeleri törensel biçimde çöp torbalarına atılıyor.

 

Gangnam istasyonu cinayeti ve molka protestoları olaylarının arka planında internette gelişen bir süreç de vardı. 2015 itibariyle, erkekler ve kadınlar arasında çevrimiçi bir sözlü savaş sürmekteydi. MERS (Ortadoğu Solunum Sendromu Koronavirüsü) Güney Kore’ye ulaştığında, büyük bir kavga koptu bu atışmada. Ülke çapında milyonlarca kullanıcıya sahip popüler bir internet forumu olan DC Inside Gallery’de, erkek kullanıcılar, Koreli bir kadını fahişe olarak Ortadoğu’ya seyahat ettiğini ve oradan hastalığı kapıp ülkeye getirdiğini iddia ederek Sıfır Numaralı Hasta olarak adlandırdıkları bir konu başlığı açtı. Bir sürü erkek bu başlığa “Koreli kadınlar ölmeli,” “Koreli kadınlar paralarını çarçur ediyor” ve “Koreli kadınlar aptal ve virüsü onlar yaydı” gibi yorumlar yazdı. Buna tepki olarak kadınlar da forumda kendi konu başlıklarını açtı. En sonunda, MERS’in aslında ülkeye bir adam tarafından getirildiği ortaya çıktı ve kadınlar erkeklerin mesaj panolarını zafer yorumlarıyla doldurdu. Ama kadın düşmanlığı unutulmadı elbette.

Kadınlar bu olaydan sonra Reddit’e benzeyen ama kadın düşmanlığının olmadığı bir alan olarak Megalia’yı kurdu. Megalia, merkezinde dostluk ve mizah olan, kadınlar arasında yoldaşlığın inşa edildiği çevrimiçi bir alan haline geldi. Kadınların birbirine “vulva” demesi sitede yaygınlaştı: “Bravo, en güçlü vulva sensin,” ya da “Mükemmel bir fikir! Harika bir vulvasın” gibi sözler söylüyorlardı birbirlerine. Ancak Megalia’nın erkek kullanıcıları da vardı ve site yöneticilerinin birçoğu gey erkeklerdi. Bu adamlar başlangıçta kadınların maruz kaldığı mizojiniye sempati gösterir gibi olsa da, laf gey erkeklerin mizojisine ve gey eril kültürüne (örneğin drag) gelir gelmez kadınların yorumları kaldırılmaya başladı.

Kadınların ifade hakkının moderasyon duvarına çarpması, Facebook, Mumsnet ve Twitter’da deneyimi olan birçok feminist için sürpriz olmadı. Kadınlar, yaşamlarının gerçekleri ve gözlemledikleri kadın düşmanlığı hakkında özgür ve adil bir tartışma yürütebilmek için, erkek yöneticilerin olmadığı, kendilerinin modere ettiği bir alana ihtiyaç duyduklarını anladı. Bu deneyim, sadece kadınlardan oluşan örgütlenmelere olan ihtiyacı göstermişti. Kadınlar topluca Megalia’dan ayrılmaya başladı ve Ocak 2016 itibariyle, binlercesi, görüşmecilerimin “bir radikal lezbiyen feminist” alan olarak tarif ettiği, Womad adlı bir internet forumuna kaydolmuştu. Güney Kore hareketinde lezbiyenliğin hayret verici yaygınlığı, bu hareketin en çarpıcı ve kayda değer yönlerinden biri. 40’tan fazla mülakat için görüştüğüm tüm feminist aktivistler kendilerini lezbiyen olarak tanımlıyordu.

Güney Kore’de radikal feminizm ve lezbiyen feminizm birbiriyle yakından bağlantılı ve bu yakın bağlantı ortaya “4비”/“4B” hareketini çıkarmış (4비 kabaca “4B” olarak okunabiliyor İngilizcede). 4B’nin dört kuralı var; bu kurallar radikal feminist harekete yön veriyor ve kadınlara patriyarkaya çomak sokup erkeklerden uzak daha güvenli bir yaşam sürmek için yol gösteriyor. İlkeler kabaca şunlar: erkeklerle evlenme, erkeklerle çıkma, erkeklerle sevişme, gebe kalma. Bugün 4B hareketinin tahminen 50.000 takipçisi var.

2016 tarihli bir çalışma Güney Kore’de kadın nüfusunun yüzde 50’sinin evliliği gerekli görmediğini gösteriyor – bilhassa kadınlar, evliliğin kaba bir sözleşme olduğunu fark etmiş. Hükümet sırf bu yüzden çeşitli tedbirler almaya başlamış. Ortalama nüfus yaşının yükselmesine ve doğum oranlarının düşmesine yanıt olarak, Güney Kore hükümeti, romantik heteroseksüel ilişkileri özendiren bir dizi pembe dizi ile birlikte evliliği ve üremeyi özendiren reality şovlar (Heart Signal/Gönül Sinyali; We Got Married/Evlendik; Same Bed, Different Dreams/Aynı Yastıkta Başka Rüyalar ve The Return of Superman/Süpermenin Dönüşü) sipariş etmiş. Bu programlarda, heteroseksüel çiftler önce çocuk yapmak istediklerini ifade ediyor, sonra da kadının hamile olduğu müjdesi, gebelik süreci ve doğum geliyor. Her aşama belgeleniyor ve özendirici bir şekilde sunuluyor.

Korseni Çıkar

2015-2016 ve 2017-2018 arası, Güney Koreli kadınlar güzellik ürünlerine ve estetik ameliyatlara 53,5 milyar Kore won’u daha az harcama yaptılar. Bunun yerine paralarını otomobile harcadılar, yani bağımsızlığı nesneleştirilmeye tercih ettiler. Feminen güzellik pratiklerinin bu kültürel reddi, kısmen “Korseni Çıkar” hareketinin yanı sıra, 4B hareketi ile bağlantılı. Sheila Jeffreys’in Beauty and Misogyny kitabından (Korse: Güzellik ve Mizojini adıyla Korece’ye tercüme edildi) (kitaptan bir bölüm Türkçeye de tercüme edildi) ilham alan bu hareket, modern “korsenin” (ağda, makyaj, yüksek topuk, estetik ameliyat, uzun saç, kısıtlayıcı yeme rejimleri vb. gibi güzellik pratikleri) çıkarılmasını anlatır. Güney Kore’de devasa bir estetik ameliyat sektörü var ve kadınların yaptırdığı en popüler estetik ameliyat göz kapaklarını yaptırmak. Bu operasyonla göz kapakları daha “Batılı” görünüm alacak şekilde değiştiriliyor. Cilt beyazlatma gibi bu ameliyat da, ırkçılıktan beslenen kar amaçlı bir pratik ve operasyon sonrası enfeksiyonlara, göz kapaklarının kaybedilmesine, görme bozukluğuna hatta körlüğe bile sebep olabiliyor.

Birçok görüşmeci, radikal feminizme giden yolda kendileri için başlangıç noktasının bu hareket olduğunu belirtiyor. Örneğin, “Korsemi geçen Ocak’ta çıkardım” ya da “İki yıldır korse takmıyorum,” diyorlar. Güney Koreli kadınlar için, “ters tepki” kavramı, “Korseni Çıkar” ile bağlantılı: feminizme karşı dışarıdan bir tepki anlamına gelmiyor; kadınların feminenliğe doğru gerilediği, kişisel bir geri tepme demek. Kadınlardan biri örneğin şöyle dedi: “En iyi arkadaşım 2017’de korsesini çıkarmıştı ama o zamandan bu yana ters tepkiler aldı ve aile baskısı yüzünden yeniden makyaj yapmaya başladı.”

Hareket içinde yaygın olan diğer sloganlar, kadınların gücü ve kararlılığı ile bağlantılı daha çok. Bir grup görüşmecim, bunlardan bazılarını bana liste yapıp verdiler: “Zirvede buluşacağız,” “Hırslı ol” ve “Cesareti birbirimizde buluruz.” Bu sloganları hemen hatırladım çünkü eylemcilerin sosyal medya profillerinde çok sık görürdüm. Sık tekrarlanan eylem çağrılarından biri şöyleydi: “Ben değilsem kim? Şimdi değilse ne zaman?” Bu slogan, Yahudi tarihindeki ünlü bir Babilli şahsiyet olan Hillel the Elder’den (Pirkei Avot 1:14) değiştirilerek ödünç alınmış.

Kadın merkezli bir kültür için tarihsel bir temel

Feminizmin Güney Kore’de bu şekilde gelişiminin tarihsel ve kültürel sebepleri var. Konuştuğum kadınların bana anlattığına göre, Batı’da olduğu gibi bir “şövalye ruhlu” erkek (kadınlara nazik ve koruyucu olan erkek) kültürü olmamış Kore’de. Yani erkek egemenliği çok daha dolaysız olmuş daima. 1950’lerin başında, Kore savaşında savaşan askerler hangi güzergahın güvenli olduğunu bulmak için mayınlı arazide önden kadınları yürütürmüş. Yani kanlı canlı kadın bedenlerini mayın temizlemek için kullanırlarmış. Bu uygulama konusunda hiçbir tarihsel utanç yok. Titanik faciası Kore’de geçse, “önce kadın ve çocuklar” diye bir şey olur muydu diye sordum. Soruma kahkahalar atarak yanıt verdiler ve elbette hayır dediler. Bir görüşmeci, şövalyelik/centilmenlik yokluğunun, patriyarkanın işleyişi bakımından erkeklerin hiç nezaket sahibi olmaması şeklinde tezahür ettiğini söyledi. Öte yandan, kadınlar da evliliğe daha az istekli çünkü erkekler daha düğünden önce ilişkilerinin nasıl eşitsiz olacağı konusunda çok netmiş. Ama bu, Koreli erkeklerin kadınları Batı’daki erkeklerden daha fazla ezdiği anlamına gelmiyor bu. Ezme-ezilme ilişkisi sadece daha açıktan ve utanmazca. Bazı görüşmeciler, erkek egemenliğinin daha açık seçik olmasının, kadınların evlilikteki tuzakları daha kolay görmesini sağladığını belirtti.

Başka bir görüşmecim, tarihsel olarak kadınların tarlada çalışmasının erkeklerden daha çok beklendiğini söyledi, yani erkekler, dünyanın başka yerlerinde olduğundan daha az bir maddi refah kaynağı olarak görülüyorlar. Kadınlar evde de dışarıda olduğu gibi çalışıyorlar. Çalışsa bile bir kocanın faydası, kadınlar çalışmasına izin verilmeyen veya iş piyasasına erişimlerinin sınırlı olduğu başka toplumlara nazaran çok daha az. Tarihsel olarak, Kore’de, çok katı bir sınıf sistemi olmuş ve kadınlar sınıfları dışından evlenme, dolayısıyla da, başka ülkelerde olduğu gibi, daha büyük maddi refaha ulaşma şansına sahip olmamışlar. Bu avantaj da olmayınca, evliliği arzu edilir bulmak için kadınlar açısından bir sebep daha ortadan kalkıyor. Bu tarihsel koşullar bir araya geldiğinde, Güney Kore’de, kadınların net bir kar-zarar hesabı yaparak evlenmeyi reddetmesinin yaygın olduğu, özgün bir cinsel politika ortaya çıkıyor.

Radikal bir kadın hareketinin kök salmasına zemin hazırlayan bir başka sebep ise, bunun için ortam olması. Geçtiğimiz yüzyılda, ülke çapında kadın üniversiteleri kurulmuş ve çoğu şehirde sadece kadınlara özel enstitüler var (bazılarında erkek hocalar var ve bazen başka üniversitelerden erkek öğrenciler bir dönem için dışarıdan ders almaya gelebiliyor ama erkeklerin mekanı terk etmesi gereken akşam saati sınırlamaları var). Öğrenci birliği binalarına, erkek profesörler ve öğrencilerin erkek aile üyelerinin girmesine izin verilmiyor. Buralar 24 saat sadece kadınların olduğu alanlar.

Bazı kadın üniversiteleri, erkek hakları savunucuları (MRA’lar) tarafından ‘’Kadınlar, lüks el çantalarınızdan vazgeçin!’’ gibi şeyler söyleyen dövizlerle protesto edildi. Görünüşe göre feminizm Güney Kore’de erkeklerden o kadar uzakta gelişti ki bazı erkekler, feministlerin tam olarak ne talep ettiğinden bile emin değil ve ironik olarak, MRA’lar kadınları pahalı feminen ürünlere para harcamayı bırakmaya çağırıyor. Bu esnada, radikal feminist hareket, insanları cinsiyetçi reklamlar kullanan işletmeleri boykot etmeye ve kadınları kadınlara ait restoranlarda yemek yemeye, kadınlara ait barlarda içmeye ve kadınlara ait mağazalarda alışveriş yapmaya teşvik ediyor, böylece kadınların parası diğer kadınların cebine giriyor.

Her ne kadar kadın üniversiteleri evli olmayan kadınların erkeklerle karışmalarını uygunsuz bulan Hıristiyan hassasiyetinden dolayı ortaya çıkmış olsa da feminizmin yeşermesi için uygun bir zemin sağladı. Bu kampüslerin çoğunun etrafı sıklıkla yalnızca kadınların dolaştığı sokaklar ve neredeyse tamamen kadınların bulunduğu kafe ve mağazalarla dolu. Bu kültürel normdan dolayı, çoğu şehirde en az bir tane veya birkaç tane kadınlara özel bar bulunuyor. (Güney Kore cinsiyet kimliği politikları tarafından hala ele geçirilmediği için gerçekten kadınlara özel alanlardan bahsediyoruz.)

Marjinalleşme siyasi örgütlenmeyi canlandırıyor

Güney Kore’de son yarım on yılda 4B hareketi ve radikal feminist fikirler, siyasi ve kültürel farklılıklara rağmen değişik şehir ve kasabalara yayıldı. Daegu, ülkenin en büyük dördüncü şehri, başkent Seul’a tam bir tezat oluşturuyor. Muhtemelen Güney Kore’nin en muhafazakar şehri olan Daegu’da cinsiyet tercihli kürtaj yüzünden yedi kişiden yalnızca üçü kadın. Daegu’da oğlan sahibi olmak o kadar arzulanıyor ki eğer bir ailenin art arda iki kızı olursa genellikle ikinci kıza kabaca ‘’bir oğul istemek’’ veya ‘’lütfen bir sonrakine erkek’’ anlamlarına gelen bir isim verilir. Erkekler kadınlardan dörde üç fazla olduğundan cinsel politika da buna ayak uydurmuş. Daegu’da yaşayan kadınlar bana, Seul’daki kadınların ev içi şiddeti bildirmek için polisi arayabilirken Daegu’daki kadınların, polisin failin yanında duracağından ve hatta onların da şiddet uygulayacağından korktuğunu anlattı.

Buna rağmen kadınlar oldukça dirençli. Neredeyse kesinlikle istihdam eksikliğine yol açmasına rağmen makyaj yapmayı reddetiklerini dile getiriyorlar. Daegu, komşusu Busan’dan ve kuzeyindeki Seul’dan daha fakir ancak Daegu’nun feministlerinin, feminenliği reddetikleri için karşılaştıkları işsizlik sorununa yaklaşımları örgütlenmekten geçiyor: Kadın ‘kartelleri’ kurarak, ucuz konaklamalarda birlikte yaşayarak ve başka kadınlara ulaşmak için kolektif olarak sokaklarda gösteriler düzenleyerek. Bana bu ‘karteller’, esnek, açık bir yapıya sahip ve başka kadınlara ulaşmaya odaklı örgütlü gruplar olarak anlatıldı. Bu, radikal feminizmin siyasi müttefiklikler çevresinde, toplumsal örgütlülük ve kampanyalar yerine arkadaşlardan/sevgililerden oluşan ve gizli bir ağ olarak faaliyette bulunan küçük gruplar içerisinde yeşerdiği Batı’da gördüklerimize bir zıtlık oluşturuyor.

OECD ülkeleri (en zengin 37 ülke) arasında GSYİH’ye göre Güney Kore, en yüksek cinsiyetler arası maaş farkına sahip ve kadınlar erkeklerden ortalam üçte bir daha az kazanıyor. Batı’daki iş, mülk ve onları destekleyen ailelere sahip ve feminen pratikleri reddetikleri için doğrudan ayrımcılığa uğramayan feministler, finansal güvencesizlikten veya misilleme korkusundan açık açık radikal feminist olamayacaklarını söylerken, herhangi bir gelir güvencesi olmayan ve çok daha erkek egemen bir kültürde yaşayan Daegu’daki kadınlar direnmeye devam ediyor. Daegu’daki feministlerle tanışma deneyimim, sosyal ve ekonomik güvencesizliğin feminist konularda konuşma isteğimizi engellemek zorunda olmadığını vurguladı. Batı’daki ‘’radikal feministlerin’’ kaybedecek daha fazla şeyi – profesyonel kariyer, saygı, statü, para- ve daha yüksek bir ekonomik statülerinin olması, muhtemelen çevrimiçi anonimliklerinin ve kamusal yaşamdaki suskunluklarının itici gücü.

Güney Kore’deki güncel yasalar, bir kadının kürtaj yaptırmasına yalnızca bir erkek akrabanın veya kocasının/erkek arkadaşının/partnerinin rızası varsa izin veriyor. Eğer bir kadın bir erkeğin rızası olmadan kürtaj yaptırmayı başarırsa (kürtajı yurtdışında yaptırarak ya da bir erkeği sevgilisi olarak göstererek) yargılanmakla birlikte hapis veya 2000 dolara yakın bir para cezasına çarptırılıyor. Feministler bu yasayı değiştirmek için çok mücadele ettiler ve Nisan’da Güney Kore Anayasa Mahkemesi, kürtajı suç unsuru yapan yasayı anayasaya aykırı buldu. Mahkeme, yeni yasayı uygulamaları için Parlamento’ya 2020’nin sonuna kadar vakit verdi: Kadın hareketi için bariz bir zafer.

Şubat ayında, Mart’a kadar 8000 ve şu an 10.000’e ulaşan üye toplayan, Kadın Partisi kuruldu. Tüm nesillerin menfaatlerini temsil etmeyi amaçladıklarından her biri farklı bir on yıldan olan beş lideri var: bir genç kız, sonra 20’lerinde, 30’larında, 40’larında ve 50’lerinde olan kadınlar. Parti 200.000’den fazla oy almış olsa da, herhangi bir koltuk kazanamadı. Buna rağmen, Kadın Partisi, özellikle Batı’dan farklı olarak radikal feminizmin en büyük savunucuları olan genç kadınlardan büyük bir desteğe sahip. Teorik olarak, 18 yaşından küçük olan 60.000 kız Kadın Partisi’ne oy verebilirdi.

Dili değiştirmek kültürü değiştirir

Son feminist kazanımlara yanıt olarak, yeni feminist harekete karşı çıkan Güney Koreli erkek hakları aktivistleri taktiklerini değiştirdi ve radikal feminizmin istediği “şiddetli” dışlama ve önyargıdan ziyade “eşitlik” istediklerini iddia etmeye başladılar. Liberal söylemin bu şekilde benimsenmesi, feminizmde kadınların önceliklendirilmesine karşı çıkan Batı’daki trans aktivistlerinkine de oldukça benzer. Güney Kore’deki erkekler nispeten organize ve bazen de eyleme geçiyorlar. Jae-gi, bir MRA sitesi kurucusu, feminizm yüzünden erkeklerin içine düştüğü durumu göstermek adına bir köprüden atlayarak eylem yaptı ancak kazara yaşamını yitirdi. Jae-gi bu olaydan sonra erkek intiharı anlamına gelen bir fiil halini aldı. Feministler, erkek hakları aktivistlerine ‘’defol ve geber’’ anlamına gelen ‘’Jae-gi git’’ tabirini kullanıyor.

Bu çok acımasızca görünebilir, ancak bu kadınların dili tersine çevirme ve kelime oyunları Koreceye özgü kullandıkları bir taktik olan ‘’yansıtmanın’’ bir örneği. ‘’Jae-gi’’ gibi fiilerin varlığı, hem çevrimiçi hem de gerçek hayatta erkeklerden çektikleri sözlü ve fiziksel şiddete kadınların doğrudan bir cevabı.

Bir milyonun üstünde kelime ile Korece, İngilizce’den iki kat daha büyük bir kelime havuzuna sahip. Korecenin gramer kuralları, yeni kelimelerin oluşturulmasına ve dilin nasıl kadınları baskılamak için kullanıldığını ortaya çıkarmaya oldukça elverişli. Korece ‘’ebeveyn’’ kelimesi ‘부모님’(bu-mo-nim): ‘’bu’’ baba, ‘’mo’’ anne anlamına geliyor, erkek daha önemli görüldüğünden baba öncelikli olarak söyleniyor. Koreli feministler bunun yerine sırayı değiştirip anneyi öne alarak ‘모부님’(mo-bu-nim) kelimesini kullanmaya başladılar. ‘’Bebek arabası’’ Korece ‘유모차’(yu-mo-ça): ‘’yu’’ çocuk, ‘’mo’’ anne ve ‘’ça’’ tekerlekli sandalye anlamına geliyor, [bu kelime] çocuk bakımının kadınlara ait olduğunu ima ediyor. Feministler kelimeyi “유아차” (yu-ah-ça) haline getirdi: ‘’yu-ah’’ küçük çocuk anlamına geliyor, böyle ‘’anne’’ çıkarılarak kelime, ‘’tekerlekli çocuk sandalyesi’’ anlamını kazanıyor (Kabaca ‘’puset’’ kelimesine benziyor). Bu tür değişiklikler pek çok kelime için mümkün, böylece kelimelerin taşıdığı anlamlar altüst edilebilir.

‘’6.9’’ (kelimenin tam anlamıyla 6.9 sayıları) terimi, kadınlara bedenle ölçülerine göre değer biçen bir kültüre cevaplarının ve yansıtmanın bir diğer örneği. ‘’6.9’’ Koreli erkeklerin ortalama penis boyunu ifade eder. Erkekler kadınların meme boyutlarını ya da başka bölgelerini tartışarak kadınları utandırmaya çalıştığı gibi kadınlar da penisleri olduğu için güç sahibi olduğunu sanan erkekleri küçümsemek için sosyal medya profillerinde veya erkeklerle tartışırken bir cevap olarak bu terimi kullanıyor.

Ne yazık ki, ILBE gibi erkeklerin kadın aile üyelerininin çıplak fotoğraflarını atarak beğeni ve sosyal ‘prestij’ kazandığı çevrimiçi erkek toplulukları yüzünden dile yeni ve kadın düşmanı eklemeler de oldu. Kullanıcılar, ‘’Kurutulmuş balık gibi tadı güzelleşsin diye kadınlara üç günde bir vurulmalı,’’ ve artık popüler argoya yerleşen ‘’Vajinaya bir ampul sok ve kır’’ gibi ifadeler üretti.

Bu tür ifadeler Güney Kore’de sıradan sayıldığından Koreli feministler, önceden cinsiyetçi olan terimleri yeniden tanımlayarak onlara cevaben yeni bir dil yarattı.
Radikal feministler stratejik olarak ‘’feminen’’ terimini güçlü, kuvvetli, hırslı, kadınları ifade etmesi için değiştirdiler. Ayrıca, ‘’maskülen’’ terimini de kıskançlık, incelik, gençlik ve kendini süsleme arzusunu ifade etmesi için yeniden tanımladılar. Yansıtma, insanlara fark etmeden gün içerisinde kaç tane cinsiyetçi terim kullandıklarını hatırlatıyor. Aynı zamanda kadınlara yönelik sadist ifadelerin güçlü bir olumsuz algısını doğuruyor ve onları mizahla tersine çeviriyor. ‘’Feminenliğin’’ yeniden tanımlanmasıyla Koreli kadınlar, kendi emellerini başarmak adına kendi gelişmelerine odaklanarak, güç ve mükemmeliyet gibi özelliklere yönelir. Yansıtma, kadınların dili kullanarak kontrolü erkeklerden almak için kullandıkları bir yöntem.

Batı için bir model

Güney Koreli feminist hareket, Batı’ya kıyasla, özellikle kadın düşmanı koşullar içerisinde gelişti ve siyasi örgütlenme için daha iyi fırsatlarla birleşerek radikal eylemin hem gerekli hem de uygulanabilir olduğu bir durum yarattı. Birbirleriyle çelişen bu eşsiz koşullar, kadınların radikal eylemlerinin hem mümkün hem de acil olduğu bir sosyal ortam yarattı.
Güney Koreli feminist hareket içinde tam bir anlaşma yok ancak onu Batı’dan ayıran şey, sadece çevrimiçi değil gerçek hayatta da farklılıkların tartışılabilmesi. Doğrudan tartışma, her ne pahasına olursa olsun kaçınılması gereken yıkıcı bir güç olarak kabul edilmenin aksine politikanın gerekli bir parçası olarak görülüyor. Büyüyen ve gelişen bir hareketin varlığı daha fazla paylaşım ve işbirliğini de beraberinde getiriyor.

Batı’daki kadınlar, Koreli kız kardeşlerimizden çok şey, kolektif olarak organize olabilmeyi; siyasete, yaratıcılığa ve pratik zekaya odaklanmayı ve belki de en önemlisi, siyaseti sokaklara dökebilmeyi öğrenebilir.

Çeviri: Serap Güneş ve Daniela

 

Yorumlar

One comment on “Güney Kore Kadın Hareketi ‘Çiçek değil, kıvılcımız’”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s