Soykırıma kadınların tarihinden bakmak

Nineler, anıları, dövmeleri…

Bu yazı Kadınların Kurtuluşu Kasım 2012 sayısında yayımlanmıştır. Metinde konu edilen  belgesele internet ortamında ulaşmak mümkün: Grandma’s Tatoos

 

Fethiye Çetin 2004’te Anneannem kitabını yayımladı. Bu kitap aslında sadece onun anneannesinin değil, Anadolu’da pek çok ninenin öyküsünün aynasıydı. Anneannesi ‘Seher’in anılarıyla ve ancak onun ölümünün ardından buluşabildiği akrabalarıyla ilgili yazdıklarını AGOS Gazetesi’ne 2000 yılında verdiği ölüm ilanı özetliyordu:

“Onun adı Heranuş’du. Herabet Gadaryan’ın torunu. Üskühi ve Ovannes Gadaryan’ın biricik kızları idi. Palu’ya bağlı Habab köyünde dördüncü sınıfa kadar mutlu bir çocukluk yaşadı. Birden ‘O günler gitsin bir daha gelmesin’ dediği acılarla dolu zamanlar yaşanmaya başlandı. Heranuş tüm ailesini kaybetti ve onlarla bir daha görüşemedi. Yeni bir ailesi, yeni bir adı oldu. Dilini, dinini unuttu, yeni bir dili ve dini oldu. Hayatı boyunca bunlardan hiç şikâyetçi olmadı ama adını, köyünü, anasını, babasını, dedesini ve yakınlarını hiç mi hiç unutmadı. Bir gün onlara kavuşma, onlarla kucaklaşma umuduyla 95 yıl yaşadı. Belki bu umutla uzun yaşadı, bilincini son günlere kadar yitirmedi. Heranuş nenemi geçen hafta kaybettik ve onu sonsuzluğa uğurladık. Sağlığında bulamadığımız yakınlarını (yakınlarımızı) bu ilan vasıtasıyla bulmayı, acıları paylaşmayı umuyor, ‘O günler gitsin, bir daha yaşanmasın’ istiyoruz.”

Heranuş Nine’nin ‘o günler gitsin bir daha gelmesin’ dediği günler köylerine yapılan bir jandarma baskınıyla başlamıştı. Köydeki tüm erkeklerin götürüldüğü o günden sonra Heranuş babasını bir daha hiç göremedi. Bu baskından sonra Heranuş’un annesi kızkardeşlerine saçlarını kesmelerini, “güzel ve bakımlı” görünmemelerini söyledi. Nitekim saçlarına kıyamayan ve onun öğüdünü dinlemeyen kız kardeşi Sipranuş daha sonra köydeki diğer “güzel” kızlarla beraber kaçırılmıştı. Heranuş yıllar sonra karşılaşabildiği teyzesine o sırada neler olduğunu hiç bilemedi, teyzesi de yaşını başını almışken izini bulabildiği yeğenine bir Kürt’le evlendiğini ve rahatının yerinde olduğunu söyleyebildi ancak.

Heranuş’un kendi hikâyesi de sürgün yolunda annesi ve kardeşlerinden koparılması ve bir askerin ailesinin yanında hep “besleme” olduğunu hissederek yaşamasıyla devam ediyor. Onun Fethiye Çetin’e anlattıkları genç Ermeni kadınlarının ve kız çocuklarının yaşadıklarının sadece bir izdüşümü. Onu sahiplenen aile tarafından büyütülmüş, evlendirilmiş. Köklerinden, ailesinden koparılmış, bu hasretle ve her zaman bir yabancı olduğunu hissettiği bir evde yetişmiş. Bir de Sipranuşlar gibi başına ne geldiğini tam olarak bilmediğimiz, bunu dillendirmekten imtina eden; yaşadıkları şiddetten, istismardan bahsedememiş olanlar var.

Dövmelerin anlattıkları

Beyrut’ta büyümüş bir Ermeni olan Suzanne Khardalian, 1. Dünya Savaşı sonrasında Ermeni kurumların çabalarıyla alıkonuldukları yerlerden bulunup kurtarılabilen kadınlara dair bir arşive denk geldi. Fotoğraflarda gördüğü kadınların pek çoğunun yüzünde ve ellerinde dövmeler olduğunu fark edince babaannesinin de bu kadınlarla ortak bir geçmişi olabileceğini düşündü. 2012 Mart’ında Filmmor Gezici Kadın Filmleri Festivali’nde de gösterilen, bu dövmelerden yola çıkarak ninesinin yaşadıklarının peşine düştüğü Grandma’s Tattoos (Büyükannemin Dövmeleri) adlı belgeseli çekti.

Khardalian, belgeselde büyakannesinin sert ve geçimsiz bir kadın olduğundan, kimseyle fiziksel temas kurmadığından bahsediyor. Adı Hanım, aslında Margarit olan ismi de Hayranuş gibi değiştirilmiş. Dövmelerin sırrını çözmeye çalışırken öğrendikleriyse onun ve kızkardeşlerinin büyakannelerinin içine gömdüğü acısını keşfetmelerini sağlamış. Daha küçücükken sürgün yolunda “kurtarıldığını” anlatan büyükannenin aslında tecavüze uğradığını, Beyrut’a kaçmadan önce geçirdiği senelerde neler yaşadığına dair ürkütücü bir sır perdesi olduğu ortaya çıkıyor. Khardalian’ın da dediği gibi tarih anlatılırken kadınların katliamlar içinde yaşadığı ve cinsiyetleri yüzünden maruz kaldıkları katmerlenmiş insanlık suçları daha arka planda kalıyor. Üstüne üstlük bu kadınlar yaşadıklarının sorumlularını açığa çıkarmaktansa çoğu zaman ebedi bir suskunlukla bir utanç perdesinin arkasına hapsediyorlar kendilerini. Utancı kendileri sahipleniyorlar.

Khardalian büyükannesinin kızkardeşiyle konuştuğunda da benzer bir suskunlukla karşılaşıyoruz. “Bir adam beni ve kız kardeşimi kurtardı,” diyor o da, “yoksa bizi de keseceklerdi.” Anne ve babalarını kaybettiklerini, beş sene Müslüman gibi yaşadıklarını, o sırada beraber olduklarını, fakat bir daha asla o yıllar hakkında konuşmadıklarını anlatıyor. Ellerindeki dövmelerin çocukken herkesin kendi isteğiyle yaptığını anlatıyor önce. Suzanne Khardalian niye tüm hikâyesini anlatmadığını sorduğunda da, “Niye anlatayım Allah aşkına? Çocukken yapıldı deyip geçiyorum, öyle bırak işte. Türkler yaptı desem ne olacak?” gibi sözlerle çıkışıyor ona. Daha fazla konuşmayıysa reddediyor ama gözlerinden anlatmayı reddettiği acı okunuyor.

Pek çoğu bugün hayatta olmayan Ermeni kadınların yaşadıklarının çok azı ortaya çıkmış. Çoğu köklerini, ailelerini yüreklerine gömmüş halde yaşayıp bu dünyaya veda etmiş durumda. “Büyük Felaket” ardından sağ çıkabilen kadınlar için bu hem bir vahşete tanıklık etmek, yakınları dâhil pek çok insanın katledildiğini görmek, yerlerinden yurtlarından edilmek, yabancısı olduğu bir yaşamda tutunmaya çalışmak olduğu kadar; tüm katliamlarda, savaşlarda olduğu gibi aynı zamanda kadın oldukları için ezilmek, işkenceye ve tecavüze maruz kalmak anlamına geliyor. Tüm bu yaşadıklarına rağmen hep sessiz kalmış, çoğu zaman aslında kim olduğunu gizleyerek çocuklar, torunlar büyütmüş, acısını onların sırtına da yüklemeyi istememiş nineler bizlere öykülerini anlatamadan göçmüş gitmiş bu hayattan. O yüzden Hayranuş’un, Sipranuş’un, Margarit’in hikâyelerine kulak vermemizde fayda var. Tarihimizi bize bu acılar anlatacak.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s