Anoreksiya, göğüs bağlama ve beden nefretinin meşrulaşması

VICTORIA SMITH

Dünyadan Çeviri’nin türkçeleştirerek feminizm tartışmalarına kattığı metinlerden birini paylaşıyoruz. Özellikle genç kızların kendi bedenlerine dair nefret geliştirmelerine, kendilerine zarar verecek raddeye gelmelerine, bunların karşımıza çıkış biçimlerine dair öznel deneyimlerden yola çıkan nesillerarası ve feminist bir tahlil okumak isterseniz atlamayın.


“… bir an için, neye tanıklık ettiğimiz konusunda dürüst olmamız gerektiğini düşünüyorum: Göğüslerinden nefret eden, onlardan kesinlikle tiksinen ve biri onlara bu göğüsleri ömür boyu taşıyacaklarını söylese kendi göğüslerini bir bıçak alıp kesmeye istekli, neredeyse intihar edecek genç insanlar. İçsel benlik algılarının, kimliklerinin, göğüslere sahip olmakla tamamen uyumsuz olduğunu hiçbir kuşkuya yer kalmayacak şekilde bilen genç insanlar. Yani tam olarak benim hissettiğim gibi hisseden genç insanlar. Ve bu öz-nefreti sorgulamak yerine – bu genç insanların çektiği acıyı kabul etmek (ki bunu benim için kimse yapmamıştı) ama bunun sebebinin bedenin kendisi olmadığını görmek yerine – yetişkinler bu anlatıyı hiç sorgusuz kabul ediyorlar. Çünkü en kolayı bu. Çünkü evet, çocuk acı çekmeye devam ediyor ama, sonuç (dişi görünmemek), yöntemi (fiziksel acı ve muhtemel uzun vadeli zararlar) meşrulaştırıyor.”

 

Hayatım boyunca üç kez anoreksiya sebebiyle hastaneye yattım. İlki 1987’deydi. Burnumdan sokulan bir boruyla zorla beslendim. Bu kilo almama sebep oldu ve bundan nefret ettim. Dahası, genel psikolojik durumumu da iyileştirmedi, daha kötü yaptı.

Taburcu olduktan sonra tekrar kilo verdim ve takip eden yıllarda, anksiyetemle baş edebilecek ama tedaviye de zorlanmayacak kadar ince kalmaya yönelik bir oyun oynamaya çalıştım. Her zaman başarılı olamıyordum. İnsanlar beni rahat bıraksa ne kadar huzurlu olacağımı hayal edip duruyordum. İnsanların benim hayatıma, bedenime dair beklentileri benim kendi beklentilerim değildi.

Onlarca yıl geçtikten sonra, halen yola gelmiş değilim. Zorla beslemenin, düpedüz istismar olmasa bile, hala şiddetli ve travmatize edici olduğunu düşünüyorum. Birinin, sırf iradî zorlamayla, içinde rahat hissetmediği bir bedeni kabul etmeyi öğrenebileceği fikrini hala reddediyorum. Anoreksiyanın bir çeşit işgalci düşman veya sinsi, zehirli arkadaş gibi gösterilmesini tamamen saçma buluyorum. “Gerçek” ben ile manipülatif, yabancı “Ana”* arasında bir savaş yoktu. Düşündüğüm her düşünce, hissettiğim her duygu benimdi.

Bu size Pro-Ana** Manifestosunun başlangıcı gibi geldiyse, vurgulamak isterim ki, anoreksiya benden çok şey aldı götürdü. Beni neredeyse öldürüyordu. “Rahat bırakılsaydım,” belki bugün bunu yazmak için hayatta olmayacaktım. Ama bunun, hah, şundan kurtulduk mu tamam diye basit bir çaresi yok. Çünkü beni gölgem gibi takip edip kulağıma fısıldayan zayıf ve kötü kız Ana, gerçekten de yok. Sadece ben varım. Hep sadece ben ve çaresizce doğru kilo ve görünümde olmak istediğim – ki hala istiyorum – bir dünya vardı.

Hunger Strike (Açlık Grevi) kitabında Susie Orbach, anoreksiyadan kurtulmanın birçok kişi tarafından “normal kiloya ulaşmak ve münasip görülen cinsel işlevleri yerine getirebilmek” olarak görüldüğünü anlatır. Sadece “sağlıklı olmak” veya “normal görünmek” meselesi değildir; kadın için kilo almak, kalçalara ve göğüslere sahip olmak ve buna eşlik eden cinsiyete ilişkin beklentilerle uğraşmak zorunda olmak demektir. Kalçası ve göğüsleri olan bir dişinin, hem cinsel anlamda hem de üreme anlamında yapacak bir işi, yerine getirecek bir rolü vardır. Bu rolü istemiyordum. Dünyadan benim insanlığıma uyum sağlamasını istemektense, bedenimi değiştirmek daha kolaydı.

Zorla beslemenin ve yeme bozukluğunu zorla yönetmenin, bir dönüştürme tedavisi biçimi, rızası olmayan bir özneye toplumsal cinsiyet uyumu dayatma girişimi saydığım bir yönü var. Sorun anoreksiya çekenin yemeyi reddetmesi değil; onun, kilo alınca, kendisi için çok kişisel ve anlamlı bir şeyden vazgeçmesinin bekleneceğini düşünmesi kesinlikle doğru. “Kilo aldım ama benliğimi kaybettim,” der Nancy Tucker kendi tedavisini anlatırken. “İçimde, şişman bir bedene sıkışmış bir anoreksik olarak kalmaya devam ettiğimi nasıl anlatabilirim?” Kadın gibi görünürken insan olarak görülmek mümkün mü ki? Anoreksik, en azından yaşamak istiyorsa, bu muamma ile baş etmek zorundadır ama çözmek tek başına onun işi olamaz.

İlk kez 1987’de, 11 yaşındayken anoreksik oldum. Erken gelişmiştim, daha ilkokulda sutyen giyiyordum. O şişman kız, o yollu, memelerine ellenen, sutyen lastiği çekilip bırakılan, köşelere sıkıştırılan; “kıpkırmızı kesilen 11 yaşındaki iffet timsali memeli kız” olmaktansa, sürtük bedenindeki bir sürtük olmak daha az utandırıcı olduğundan sonu bir şekilde o rolü oynamak olan o insan olmak istemiyordum. Bir süre, sekiz ay kadar, direndim aslında, ama sonra vazgeçtim ve yemeyi kestim. Bu izlek nadir değil. Yeme bozuklukları, ergenliğe erken girenlerimiz arasında daha yaygın. Ergenlikle kendimi içinde bulduğum bedenin, sahip olmayı beklediğim beden olmadığını kesinlikle ve hiç kuşkusuz biliyordum. Ben zayıf, çıra gibi kızlardan biri olmak istiyordum, bedeni oğlanlarınkinden ayırt edilemeyen kızlardan. Veya daha iyisi, bir oğlan olmak istiyordum, kalçam ve göğüslerim olmasın, bir daha hiç adet görmeyeyim istiyordum.

30 yıl geç doğmuş olsaydım, açlık tek seçeneğimmiş gibi gelmeyebilirdi. Ergenliğe giren kızlar için durumun bugün daha iyi olduğunu falan söylemiyorum. Beni elleyen erkek sınıf arkadaşlarım, dişi bedenlerini Playboy’un ve üçüncü sayfanın merceğinden yorumluyordu; internet pornosunun daha sert, daha hızlı, daha acımasız dünyası henüz yoktu. Demek istediğim, kız olmadığımı söyleyebilirdim. Kızmışım gibi hissetmiyordum. Kız değildim, ergenlikle birlikte olduğum o kız, o kanayan, pis kokan beden değildim. Yalan olmazdı yani. Otuz yıl önce yaşadıklarımı bugün yaşıyor olsaydım, belki de ergenlikten tek başıma kaçmak zorunda olmayacaktım. Yardım isteyebilirdim. Beni zorla besleyenlerle didişmek yerine, kendime dair algımla daha tutarlı bir beden şekillendirme çabalarımda bana destek olmaya istekli yetişkinler bulabilirdim.

Örneğin, trans çocukların ihtiyaçlarına nasıl uyum sağlanacağı konusunda Birleşik Krallık’taki okullara bir süre önce verilen tavsiye, göğüs bağlama konusunda bilgiler içeriyor. Cornwall Meclisine göre, göğüs bağlamak “sıcak basmasına yol açabilir, rahatsız edici ve kısıtlayıcı olabilir – ama öğrencinin psikolojik sağlığı açısından çok önemlidir.” Öğretmenlere yine de “nefes alma zorlukları, iskelet sorunları ve bayılma” riski konusunda uyanık olmaları söyleniyor. Lacnashire İlçe Meclisi şu tavsiyeyi veriyor:

“Göğüslerini bağlayan öğrenciniz varsa, onları fiziksel aktiviteler sırasında ve sıcak havalarda dikkatle izleyin. Daha sık mola vermek gerekebilir.”

Bu nitelikteki tavsiyelerin sorgulanmaması gerektiğinin çok iyi farkındayım. Ama sadece bir an için, neye tanıklık ettiğimiz konusunda dürüst olmamız gerektiğini düşünüyorum: Göğüslerinden nefret eden, onlardan kesinlikle tiksinen, ve biri onlara bu göğüsleri ömür boyu taşıyacaklarını söylese kendi göğüslerini bir bıçak alıp kesmeye istekli, neredeyse intihar edecek genç insanlar. İçsel benlik algılarının, kimliklerinin, göğüslere sahip olmakla tamamen uyumsuz olduğunu hiçbir kuşkuya yer kalmayacak şekilde bilen genç insanlar. Yani tam olarak benim hissettiğim gibi hisseden genç insanlar. Ve bu öz-nefreti sorgulamak yerine – bu genç insanların çektiği acıyı kabul etmek (ki bunu benim için kimse yapmamıştı) ama bunun sebebinin bedenin kendisi olmadığını görmek yerine – yetişkinler bu anlatıyı hiç sorgusuz kabul ediyorlar. Çünkü en kolayı bu. Çünkü evet, çocuk acı çekmeye devam ediyor ama, sonuç (dişi görünmemek), yöntemi (fiziksel acı ve muhtemel uzun vadeli zararlar) meşrulaştırıyor…

 

Yazının tamamını okumak için tıklayın.

Çeviri: Serap Güneş

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s